ÇOK KONUŞULACAK ŞEYLER SÖYLEDİ...

Adıyaman Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz’den gündemi sarsacak açıklamalar geldi. 24 Kasım 2010 Tarihinde Üniversiteye “Şafak Operasyonu” adı altında yapılan baskını değerlendiren Gündüz, “Başımıza gelenler malum yapının Adıyaman Üniversitesini ele geçirme projesiydi” dedi.
Bu haber 2014-11-25 15:26:25 eklenmiştir.

Adıyaman Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz’den gündemi sarsacak açıklamalar geldi. 24 Kasım 2010 Tarihinde Üniversiteye “Şafak Operasyonu” adı altında yapılan baskını değerlendiren Gündüz, “Başımıza gelenler malum yapının Adıyaman Üniversitesini ele geçirme projesiydi” dedi.

 

Adıyaman Üniversitesi’nin çok kısa sürede Türkiye’de ilk tercih edilen eğitim yuvası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Gündüz, o gün kendilerine yapılan haksızlığın bugün ne kadar adaletsiz olduğunu, 17 Aralık Operasyonlarıyla herkesin gördüğünü ifade etti.

 

Eski Rektör Gündüz basın kuruluşlarına yolladığı açıklamasında baskının özellikle “Öğretmenler Günü”ne denk gelmesi kendilerini daha da üzdüğünü belirterek şunları söyledi.  

 

TERÖR YUVASINA GİRER GİBİ GİRDİLER

Adıyaman Üniversitesi, Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü çalışanları ve bunlar tarafından çağrılan belli haber ajansı kameramanlarıyla birlikte 24 Kasım 2010 “Öğretmenler Günü” sabahı 06.00’da basıldı.

İlgili Şube tarafından yapılan açıklamaya göre, isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının yanı sıra, gizli tanıklarla görüşülmüş, üniversite içinden atadıkları sözde soruşturmacılardan bilgiler alınmış ve 5 ay boyunca fiziki-teknik takip yapılmış. “ŞAFAK OPERASYONU” adını verdikleri ve silahlı-tam donanımlı görevlilerle adeta terör örgütü üyelerinin sığınağına girilir gibi yapılan bu baskını, artık amaçları ortaya saçılmış olan bazı basın organlarından ve Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Internet sitesinden öğrendim. Bu internet sitesindeki bilgiye göre, Adıyaman Üniversitesi ihalelerine fesat karıştırılmış ve 14 suçlu yakalanmıştı.

 

Adıyaman Üniversitesi yine benzer iddialarla ve onar gün aralıklarla 3 defa daha (2010/271, 2011/4, 2011/30, 2012/401, 2012/399 dosya numaralı) basıldı. Operasyonlar sonrası, birçok çalışanımız Avukatlarının da huzurunda tehdit ve tacizlerle ifade verilmeye zorlandı, gözaltına alındı ve bazıları tutuklandı.

 

ÇÖPLERDEN ARŞİVİMİZİ TOPLADIK

Operasyonlarda Üniversitenin arşivine düzensiz bir şekilde el konuldu ve kopyaları dahi sonradan edinilebildi. Kaldı ki, baskıncıların el koyduğu dosyalardaki bazı belgeleri ertesi gün Rektörlük binası civarındaki çöp bidonlarından tutanaklarla toplayabildik. Konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduk, dikkate bile almadılar. Sonraki baskınlarda ise, el konulmak istenen ihale dosyalarını mühürleyerek gönderdik. İddianamede yer alan ve dava konusu olan ihale dosyalarının operasyon sırasında değil de sonradan istenilmesine başlangıçta bir anlam verememiştik, ama önce iftirayı düzenlediklerini ve sonra da buna uyduracakları belge düzenlemeye ve toplamaya çalıştıklarını anladık.

 

Belli ki, Adıyaman Üniversitesini ve çalışanlarını sürekli gündemde tutmak, ilgili kişilerin itibarlarını zedelemek ve onurlarıyla oynanmak istenmişti. Kurum ve çalışanları toplum nezdinde basın aracılığıyla suçlu ilan edilerek yargılama bitmiş gibi cezaları verilmişti. Gizlilik kararından dolayı Avukatlar ve şüpheliler dava dosyasına erişemezken, belli bir kesimi temsil eden basın yayın organları soruşturma dosyasındaki iddiaları ve duruşma öncesi ne karar verileceğini dahi bilip sürekli yayımlıyorlardı.

 

SAYIN ERDOĞAN’IN ZİYARETİNİ ENGELLEDİLER

Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün verdiği adla ”Şafak Operasyonu” öncesinde; kat ettiği gelişme aşamalarına istinaden Başbakanlık başta olmak üzere, birçok Hükumet Üyesi, Adıyaman Üniversitesi Kurucu Adıyaman Milletvekilleri ve ilgili bütün çevreler, Adıyaman Üniversitesini kuruluş süreci itibariyle diğer üniversitelere örnek gösterip takdirle karşılıyorlardı. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın, Başbakan olarak 28 Kasım 2010 tarihinde Üniversitemiz yerleşkesini onurlandıracağı ve binaları hizmete açacağı takvim kamuoyu ile paylaşılmıştı.

 

Böylelikle daha iyi şeyler olacağı heyecanını taşımaya başladık. Ama Paralel Yapının üyelerinin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Başbakan olarak Adıyaman Üniversitesi’ne gelişini engellemek üzere telaşlanıp 4 gün önce aceleyle baskın düzenleyeceğini o günkü koşullarda hiç kimse bilemezdi.

 

17 ARALIK O OPERASYONUN AYNASIDIR

Üniversitenin, bir terörist yuvası gibi sabaha karşı silahlı-tam teçhizatlı polisler ve malum yapının propaganda araçlarıyla basılmasının yarattığı şaşkınlık, aradan geçen 4 yıla rağmen hala unutulamadı. Başımıza gelenleri anlayabilmek için çevremizdeki herkes gibi bizim de 17 Aralık 2013 tarihini beklememiz gerekiyormuş.

 Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ve ailesi başta olmak üzere yakın çevresini hedef alan operasyonlar sonrası, Türkiye’deki son on yıldan bu yana Aynı senaryo üzerinden yapılan bütün operasyonların hangi amaca ve kesimlere hizmet ettiğini artık herkes öğrendi. Böylelikle bütün Türkiye’nin hayrına yol açacak ve milletimizin bekasını teminat altına alacak bir uyanış gerçekleşti. Bu uyanış, Türkiye’yi ve halkını seven, hiçbir ayrım gözetmeksizin hepsine birden hizmet etmeyi ülkü edinenlerin de birlikte hareket etmelerine yol açtı.

 

HAKSIZLIĞI GÖRENLER GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİNİ BİLDİRDİ

Adıyaman Üniversitesi’ne yapılan ŞAFAK OPERASYONU’ndan dönemi itibariyle İl Güvenlik Kurulu Başkan ve Üyelerinden Vali Ramazan SODAN, Emniyet Müdürü Mehmet BİLİCİ ve Garnizon Komutanı Jandarma Albay Osman SALIK’ın dahi haberi yoktu. Çünkü bu kişiler Operasyonun ertesi günü Rektörlük Makamında bana “GEÇMİŞ OLSUN”  ziyaretinde bulunduklarında üzgün olduklarını ve operasyon başladıktan sonra kendilerine haber verildiğini bildirdiler.

 

UYDURMA BİR İDDİANAME HAZIRLANDI

 İddianameden anladığımız kadarıyla Adıyaman Üniversitesi’ne yapılan operasyonun dayanağı; isimsiz ve imzasız ihbar mektupları, mailler, gizli soruşturmacılar ve gizli tanıklardır. Her nedense bu kaynaklar ve ihbarlar dava sürecine dâhil edilmediler. Operasyonu yapanlar terfi edilerek ödüllendirildi.

İddianamede şahsım başta olmak üzere, Üniversitemiz çalışanlarıyla ilgili her türlü iftiralara yer veren Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı bu hususlarla ilgili herhangi bir delil araştırmasına gitmemiş ve soruşturma başlatıp dava açmamıştır. Ya da delil araştırması yaparak, bütün bunların iftira olduğunu, hukuk nezdinde bir anlam ifade etmediğini fark etmiş ve dava veya soruşturma açma gereği duymamıştır.

 

MODEL BİR ÜNİVERSİTE ORTAYA ÇIKARAN TÜM EKİBE MİNNETTARIM

Adıyaman Üniversitesini yönetenler, Adıyaman’ın adeta kaderini değiştirecek gelişmelere yol açmış, başka hiçbir kamu yatırımı alanında olmadığı kadar hızlı, ödenek temininde ayrıcalıklı, muhatap üst düzey kamu görevlilerinin yüksek takdirlerini kazanmış, Adıyamanlı ve Adıyaman’a gönül vermiş bütün kesimlerin ufkunu açıp umudunu arttırmıştır. Hatta Ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi kalkınma politikalarına model olmuş bir Adıyaman Üniversitesi’nden söz ediliyordu.

Adıyaman Üniversitesi’nin fiziki yapılaşma sürecini yöneten, coşkulu ve özverili bir biçimde sergiledikleri başarımla Adıyaman’a ve diğer birçok üniversiteye model olacak işler yapan ve hizmet binalarının ortaya çıkmasını sağlayan Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı’nın her düzeydeki personeliyle ben de onur duyuyorum. Bu kişiler, 24 Kasım 2010 tarihinde gerçekleştirilen Şafak Operasyonundan önce, hem Adıyaman Üniversitesi’nin, hem Adıyaman’ın, hem de ilgili çevrelerin örnek gösterdiği ve gurur duyduğu kişilerdi. Üniversiteyi ele geçirmek isteyen yapının kurbanı olarak bir yıla yakın süre hapis yattıktan ve beraatla sonuçlanan davalardan sonra şimdi de onlara yapılan haksızlıklardan ve ayıplardan söz ediliyor.

 

ÜNİVERSİTEMİZ ZARAR GÖRMESİN DİYE ADAY OLMADIM

Böyle bir Üniversitenin kurucu Rektörü olarak taşımaya çabaladığım onurumun ve Üniversitemin daha fazla yıpratılmaması için bir daha yönetim görevi üstlenmeme kararımı bütün kamuoyuna duyurdum.  Bunun üzerine ve Üniversitedeki Rektörlük seçimlerine kadar, muhatap resmi çevrelerin yanı sıra bütün Adıyaman halkı ve üniversitedeki öğrenciler ile çalışanlar, kararımdan vazgeçirmeye çabaladılar. Sivil Toplum Örgütleri, İşadamları, Esnaflar ve özellikle Öğrenciler günlerce kampanyalar düzenlediler ve çağrılarda bulundular. Gördüğüm bu ilgi ve yüklenilen onura rağmen, kurucusu olduğum üniversitesinin daha ileriye gidebilmesi ve zarar görmemesi için kararımı uygulayıp, Rektör adayı olmadım.

 

HAKKIMDA KARALAMA KAMPANYALARI DÜZENLENDİ

Bizden sonraki ilk aşamada yapılan iki atama dikkat çekicidir. İnternet ortamında sahte isimlerle şahsıma hakaret ve iftiralarda bulunulmuştur. Hakkımda karalama kampanyası başlatanlar kısa sürede tespit edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Adaleti tarafından cezalandırılmıştır. İlginçtir Adaletin ceza kestiği bu kişiler daha sonra Üniversitede ciddi makamlara getirilmiştir.

Sonuç olarak, bütün bu olup bitenleri anlayabilmek için, yukarıda yer alan isim, zaman ve mekânlar değiştirildiğinde bile yapılanlar değişmiyorsa, organize örgütün artık ezbere oynadığı senaryonun doğru okunması gerekir diye düşünüyor tüm kamuoyuna saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

 

                                                         

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer ÜNİVERSİTE haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

sanalbasin.com üyesidir
© Copyright 2014 Adıyaman Nabız. Tüm hakları saklıdır.
SPOR
SİYASET
DÜNYA